Türkiye Mermer Potansiyeli, Üretimi ve İhracatı
Turhan ÇETİN
GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi, İlköğretim Bölümü, Sosyal Bilgiler Eğitimi Ana Bilim Dalı Ankara-TÜRKİYE
rhan@gazi.edu.tr
ÖZET
Türkiye 5,2 milyar m³ (13,9 milyar ton) toplam rezervi ile dünya mermer potansiyelinin yaklaşık %40’ına sahiptir. Ancak bu potansiyelin sadece %1’lik bir kısmı kullanılmaktadır. Mermer üretimimiz özellikle 1980’li yıllardan itibaren hızla artmıştır. Türkiye, mermer üretiminde dünyada 7. sırada, mermer ihracatında ise 8. sırada yer almaktadır. Mermercilik sektöründe 116’sı kamu ve 447’si özel olmak üzere toplam 563 işletme bulunmaktadır. Bu iş letmelerde çal ışan toplam 5968 kişinin 1021’i kamuya, 4947’si de özel sektöre ait iş yerlerinde çalışmaktadırlar. 2002 yılında Türkiye 3.105.000 ton mermer üretmiş ve bunun 820.000 tonunu ihraç etmiştir. Mermer üretiminde ve ihracatında daha iyi duruma gelebilmemiz için mermer üreten ve ihraç eden firmalara kolaylıklar tanı nmalıdır. Bunun için ülkemiz mermerlerinin uluslar arası marka hâline gelmesi için gerekli tanıtım ve girişimler ilgili kuruluşlarca mutlaka yapılmalıdır.
1. Giriş
Ülkelerin kalkınmalarında ve geleceklerine yön vermede zengin ham madde kaynaklarına sahip olmanın önemi bilinen bir gerçektir. Bugün dünyada uygulanan ekonomik sistemlerin tümünde benimsenen ortak görüş, ham madde girdisinin üretim unsurları içindeki önemi ve vazgeçilmezliğidir. Buna bağlı olarak yer altı kaynakları bakımından zengin olan ülkeler, kalkınmalarını büyük oranda tamamlamış ülkelerdir.
Yüksek sıcaklık ve yüksek basınç altında başkalaşıma (metamorfizma) uğramış kalkerlere mermer denir. Endüstriyel manada ise kolayca cilâlanan ve kolayca parlayan taşlara mermer denilmektedir. Özellikle endüstriyel anlamda mermerin yerine doğal taş terimi de kullanılmaktadır. Metin içerisinde yer yer bu terim kullanılmıştır.
Ülkemizde mermerin tarihçesi oldukça eskiye dayanmaktadır. Efes kazılarında M.S. 2. yüzyılda doğal taş tarihinde blok kesiminde kullanılan ilk lamalı katrak bulunmuştur. Yine Selçuk (İzmir) yakınlarında antik ocaklarda tel kesmenin ilk prototipinin izine rastlanılmıştır. Bu bulgular bize Türkiye topraklarında yaklaşık 2000 yıldır doğal taş işletme teknolojisinin dolayısıyla mermerciliğin varlığını ispatlamaktadır (Yener, 2003).
Antik çağlardan bu yana ülkemizde mermer çıkartılıp kullanılmıştır. Yapılan araştırmalarda mermer kelimesi Marmara Adası ile ilişkilendirilmiştir. Bu da Marmara Adasının eski çağlarda da mermercilik bakımından önemli olduğunu göstermektedir.
Marmara Adası ve Afyon-İscehisar Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bütün Akdeniz ülkelerine mermer ihraç eden önemli merkezler konumundaydı. Anadolu’da mermerin kullanımının yaygın olduğu tarihî eserlerden anlaşılmaktadır. Urartularla başlayan taş işleme tekniği bütün medeniyetler boyunca devam etmiş ve her
GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 23, Sayı 3 (2003) 243-256 245
medeniyet mermer ve diğer doğal taşları şehir, tiyatro, yol, hamam, kütüphane, ibadethane, çeşme, kervansaray vb. yapılarda kullanmıştır (Yener, 2003).
Bir ülkenin yer altı zenginliği her şeyden önce, o ülkenin jeolojik yapısına ve jeolojik evrimine bağlıdır (Ketin, 1983: 552). Ülkemiz maden yatakları sayı, çeşitlilik ve rezerv yönünden değerlendirildiğinde, hiç de küçümsenmeyecek bir potansiyele sahip olduğu görülmektedir.
Doğal taşların yapı ve dekorasyon malzemesi olarak kullanılmaya başlanması dünya doğal taş üretimini artırmıştır. Üretimdeki artışa paralel olarak kullanılan teknoloji de gün geçtikçe gelişmektedir. Doğal taştan yapılan inşaat malzemelerinin mimar ve dekoratörler tarafından daha fazla tercih edilmesi ve fiyatların diğer malzemelere göre ucuz olması dünyadaki doğal taş tüketimini artırmaktadır.
2. Türkiye’nin Mermer Potansiyeli
Alp-Himalaya dağları kuşağı üzerinde yer alan Türkiye toplam 5,2 milyar m³ (13,9 milyar ton) muhtemel mermer rezervine sahiptir. Dünya mermer rezervlerinin yaklaşık %40’ının ülkemizde bulunduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde 80’den fazla değişik yapıda ve 120’nin üzerinde değişik renk ve desende mermer rezervi bulunmaktadır. Bu mermerler genellikle dünya pazarlarında üstün kalitesiyle ilgi çeken mermer tipleridir.
Ülkemizde mermer yatakları genellikle Paleozoik yaşlı masiflerin bulunduğu alanlarda yer alır. Bu alanlar genellikle ülkenin batı yarısında yer almakla birlikte doğuda da bazı yerlerde bulunmaktadır. Menderes masifi, Istıranca masifi, Menteşe masifi, Kazdağ masifi, Kırşehir masifi, Ilgaz kristalin masifi ve Bitlis masifi bu alanlardan en belirgin olanlarıdır (Ketin, 1984:13).
Ülkemizdeki mermerlerin bir kısmı da Mezozoik dönemde oluşmuştur. Bunlar da mezozoik arazilerin yaygın olduğu alanlarda yer almaktadır. Bunun yanında traverten, granit, oniks, bazalt, serpantin, diyorit gibi kayaçlarda işlenerek yapı taşı olarak kullanılmaktadır.
246 GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 23, Sayı 3 (2003) 243-256
Ülkemizde önemli potansiyele sahip olan bölgeler Marmara, Batı Anadolu, Güney Anadolu ve Orta ve Kuzey Anadolu Bölgeleridir. Özellikle İzmir, Uşak, Afyon, Muğla, Kırklareli, Balıkesir, Bursa, Kırşehir, Çankırı, Çorum, Kastamonu, Niğde, Kayseri, Artvin, Bitlis, Erzincan, Sivas, Tokat, Denizli, Kütahya, Eskişehir, Diyarbakır, Elazığ, Çanakkale, Konya, Bilecik ve Manisa illerinde zengin yataklar bulunmaktadır (Şekil-1).
Tablo-1: Mermer Ocaklarının İllere Göre Dağılımı.
İller Mermer Ocakları Oranı (%)
Balıkesir 27,00
Afyon 23,60
Bilecik 11,14
Denizli 7,58
Bursa 6,92
Muğla 6,40
Eskişehir 4,03
Uşak 2,37
Kırklareli 1,90
Kırşehir 1,18
GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 23, Sayı 3 (2003) 243-256 247
Tablo-1’den de anlaşıldığı gibi ülkemizde en fazla mermer ocağı Balıkesir (%27,00) ilinde bulunmaktadır. Bunu %23,60 ile Afyon ve %11,14 ile Bilecik illeri izlemektedir.
Türkiye’nin uluslar arası piyasalarda en tanınmış mermer çeşitleri arasında Süpren, Elazığ Vişne, Akşehir Siyah, Manyas Beyaz, Bilecik Bej, Kaplan Postu, Denizli Traverten, Ege Bordo, Milas Leylâk, Gemlik Diyabaz ve Afyon Şekeri sayılabilir.
3. Türkiye’nin Mermer Üretimi ve İhracatı
Yüksek sıcaklık ve yüksek basınç altında başkalaşıma uğramış kalkerlere mermer denir. Bu tanım mineralojik anlamda mermerin tanımı olup, endüstriyel tanımı ise; kolayca cilâlanan ve kolayca parlayan taşlar mermer olarak belirtilmektedir (Doğanay,2002: 272).
Mermerleri iki büyük kategoriye ayırmak mümkündür. Birincisi gerçek mermerler, diğeri ise mermere benzeyen kayaçlardır. Gerçek mermerler, metamorfizma sonucunda kalker ve dolomitik kalkerlerin yeniden kristalleşmesi sonucu oluşurlar. Kalsit oranı %95’e kadar çıkabilir. Renkleri genellikle beyaz ve grimsidir. Bunlara beyaz mermer denir. Bazı mermerlerin bileşiminde az da olsa silis, silikat, feldspat, demir oksit, mangan oksit, mika ve organik maddeler gibi yabancı elemanlar bulunur. Bunlar mermerin beyaz olma özelliğini kaybettirir. Özellikle metal oksitlerin etkileriyle mermer sarı, pembe, kırmızı, mavimtırak, esmerimsi ve siyah renkler kazanır (Doğanay,2002:273).
Türkiye genel olarak Alp-Himalaya dağ kuşağı üzerinde bulunduğu için doğal olarak mermer yatakları yönünden oldukça zengindir. Özellikle Batı Anadolu'da Menderes, Menteşe, Kazdağ, Istıranca, İç Anadolu'da Kırşehir, Doğu Anadolu'da Bitlis masifleri, Elazığ ve çevresi oldukça zengin mermer yataklarına sahiptir. Bu alanlardan çıkarılan mermerler Afyon, Balıkesir, Denizli, Bilecik, Eskişehir, Çanakkale, Kırşehir, Muğla, Elazığ, İzmir ve Bursa'daki fabrikalarda işlenerek iç ve dış piyasaya sunulmaktadır (Soykan ve Mutluer,1996:49).
248 GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 23, Sayı 3 (2003) 243-256
Tablo-2: Dünyada En Fazla Mermer Üreten Ülkeler ve Üretim Miktarları (1997).
Ülke Mermer Üretimi (Ton)
Çin 11000000
İtalya 8700000
İspanya 4500000
Hindistan 4500000
Brezilya 2000000
G. Kore 2000000
Türkiye 1660500
Mermer rezervi ve üretimi yönünden ülkemiz dünyanın zengin ülkeleri arasında yer almaktadır. Üretim bakımından 7., ihracat bakımından da 8. sıradadır.
Türkiye mermercilik sektöründe 116’sı kamu ve 447’si özel sektöre ait olmak üzere toplam 563 adet mermer işleme atölyesi bulunmaktadır. Bu atölyelerde toplam 5968 kişi çalışmakta ve bunlardan 1021 kişi devlet sektöründe, 4947 kişi ise özel sektörde çalışmaktadır (DİE, 1997:6).
Tablo-3:Türkiye’de Yıllara Göre Mermer Üretimi.
Yıllar Üretim Miktarı (Ton) Üretim Miktarı (m³)
1989 865000 320000
1990 990000 366000
1991 1150000 428000
1992 1293350 479000
1993 1317600 488000
1994 1450000 540000
1995 1620000 600000
1996 1606500 595000
1997 1660500 615000
1998 1635350 602000
1999 1836200 680000
2000 2187000 810000
2001 2300000 852000
2002 3105000 1150000
GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 23, Sayı 3 (2003) 243-256 249
Ton
3500000
3000000
2500000
2000000
1500000
1000000
500000
0
1989 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002
Yıllar
Şekil-2: Türkiye’de Yıllara Göre Mermer Üretimi Grafiği.
1997 yılı dünya doğal taş ihracatı incelendiğinde ihracatın %65’ini İtalya, Çin,
Hindistan, İspanya ve Brezilya’ya ait olduğu görülmektedir (Tablo-4).
Tablo-4: Dünyada Mermer İhraç Eden Ülkeler (1997).
Ülke İhracat(Ton) %’si
İtalya 3306000 22,1
Çin 2650000 17,7
Hindistan 1784000 11,9
İspanya 1110000 7,4
Brezilya 876000 5,9
G. Afrika 757000 5,1
Portekiz 555000 3,7
Türkiye 403327 2,7
ABD 324000 2,2
Finlandiya 309000 2,1
Bugüne kadar ihracat yaptığımız İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi Akdeniz ülkelerinde mermer rezervlerinin giderek azaldığı ve ocakların verimsizleştiği bilinmektedir. İtalya
250 GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 23, Sayı 3 (2003) 243-256
ve İspanya, dünya piyasalarında mermerin yerine sert taşları sunmaya başlamıştır. Bu nedenle granit üreten Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika Cumhuriyeti dünya sert taş pazarına hâkimdir. Ülkemizde ise granit üretimi dünya ticaretine hâkim olacak düzeyde değildir. Hatta her yıl yaklaşık 40 milyon dolarlık granit ithalâtı yapılmakta ve genellikle bu granitler kamu kurumlarında kullanılmaktadır. Buna karşın özel sektör de yurt dışına granit ihraç etmektedir. Burada bir çelişki bulunmaktadır. Oysa ülkemiz granit rezervi bakımından da zengindir. Ancak gerekli ilgi ve yatırım yapılırsa granit üretimimiz artacaktır. Özellikle paleozoik yaşlı arazilerde zengin granit depoları bulunmaktadır. Buna en iyi örnek Kozak (Bergama) yöresi verilebilir. Burada oldukça fazla granit rezervi vardır ancak modern ve büyük işletmeler olmadığından potansiyel tam olarak değerlendirilememektedir. Küçük ölçekli granit işleme atölyeleriyle üretim yapılmaktadır. Bu gibi yörelerde gerekli yatırım yapılırsa mevcut potansiyel değerlendirilebilir (Çetin, 2003:36).
Tablo-5:Türkiye’de Yıllara Göre Mermer İhracatı.
Yıllar İhracat (Ton)
1989 132669
1990 134275
1991 139425
1992 162637
1993 161645
1994 226069
1995 285405
1996 302398
1997 403327
1998 462830
1999 541473
2000 705041
2001 754230
2002 820000
GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 23, Sayı 3 (2003) 243-256 251
Ton
900000
800000
700000
600000
500000
400000
300000
200000
100000
0
1989 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002
Yıllar
Şekil-3: Türkiye’nin Yıllara Göre Mermer İhracatı Grafiği.
Ancak açık renk mermerin, ışığı yansıtma ve kapalı mekânlarda serin ortam yaratma özelliği nedeniyle, sıcak iklim bölgelerinde granit ve diğer sert taşların ve mermerin yerini alması söz konusu değildir. Bu da Türkiye’nin sahip olduğu mermer yataklarının giderek daha fazla önem kazandığını göstermektedir.
Tablo-6: Dünya Mermer İthalatında Önde Gelen Ülkeler (1997).
Ülke İthalat(Ton) %’si
İtalya 2086000 14,0
Japonya 1923000 12,9
Tayvan 1648000 11,0
Almanya 1107000 7,4
ABD 1027000 6,9
Çin 1012000 6,8
İspanya 630000 4,2
Benelüks 564000 3,8
S.Arabistan 447000 3,0
G.Kore 428000 2,9
252 GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 23, Sayı 3 (2003) 243-256
4. Sonuç ve Öneriler
Toplam rezervi yaklaşık 5,2 milyar m³ (13,9 milyar ton) olan Türkiye, dünya doğal taş rezervlerinin %40’ına sahiptir. Yaklaşık 1,6 milyar ton civarındaki görünür rezervi ile dünya ihtiyacını bugünkü hızı ile 80 yıl karşılayacak potansiyele sahiptir. Türkiye dünya mermer (doğal taş) üretiminde 7., ihracatta ise 8. sırada yer almaktadır.
Türkiye doğal taş ihracatı sürekli artmakla birlikte henüz istenilen düzeye ulaşamamıştır. Bugünün değerlerine göre rezervlerinin sadece %1’lik bölümünün kullanıldığı görülmektedir. 1989 yılında 132669 ton olan ihracatımız, 2002 yılında 820000 tona yükselmiştir. Doğal taş ihracatında en önemli pay %72 ile işlenmiş mermer ürünlerine aittir. Bunu ham/blok mermer ve granitler izlemektedir. İhracat yaptığımız başlıca ülkeler ABD, İsrail, S. Arabistan, İtalya, Almanya ve İspanya’dır.
Türkiye doğal taş ithalâtında granit miktarında artış dikkati çekmektedir. Yılda ortalama 40 milyon dolar tutarında granit ithal edilmektedir. Granit ithal ettiğimiz başlıca ülkeler İtalya, İspanya, Hollânda ve Güney Afrika’dır.
Dünyada çevreye verilen önemin giderek artması ve modern yaşamın getirdiği sorunlar nedeniyle toplumlarda doğal yapı malzemelerinin kullanılmasına eğilim artmaktadır. Bu da rezerv bakımından oldukça önemli olan Türkiye’nin gelecekte mermer ihracatının daha fazla olacağını göstermektedir.
Türkiye’de doğal taş üretim ve ihracatının tamamına yakını özel sektör tarafından karşılanmaktadır. Dolayısıyla ihracatın artması ve özel firmaların başarılı olabilmesi için alınması gereken bazı önlemler bulunmaktadır. Bunlar aşağıda maddeler hâlinde belirtilmiştir.
* Özel sektörde çalışan idarî, teknik ve işçi statüsündeki personelin eğitim seviyesi yükseltilmelidir.
* Yurt dışında bu sektörde faaliyet gösteren büyük şirketlerle stratejik ortaklıklar kurulmalıdır.
* İşlenmiş mermer ürünlerinin tanıtımı yurt dışında etkin bir şekilde yapmalıdır.
GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 23, Sayı 3 (2003) 243-256 253
* Günümüzde internet üzerinde sınırların kalktığı unutulmamalı ve bu fırsattan gerek tanıtım gerekse pazarlamada faydalanılmalıdır.
* İhracat yapan şirketlerin haklarını korumak ve gelişmelerini sağlamak için dernek, kooperatif, oda vb. örgütlerin sayısı artırılmalıdır.
* Yurt dışında önemli merkezlere mağaza ve depolar açılarak, tanıtım ve zamanında teslimat yapılmalıdır.
* Mermerlerimiz orijinal isimleriyle yurt dışında tanıtılmalı ve uluslar arası marka oluşturulmak suretiyle piyasaya sunulmalıdır.
* Üretimde verimliliği, teknolojik gelişmeyi ve ihracatı artırmak için araştırma ve geliştirme faaliyetlerine önem verilmelidir. Bu bağlamda uzman kadro ve modern teknoloji için gerekli teçhizat sağlanmalıdır.
* Mermerciliğin gelişmesi ve mevcut tesislerin işçi ve yönetici problemlerini çözmek için mermercilik faaliyetinin yoğun olduğu illerde meslek liselerinde ve meslek yüksek okullarında mermercilik bölümleri açılmalıdır.
* Mermercilik sektörüne verilen teşvikler artırılmalı, makine ve teçhizat alımında kolaylık sağlanmalıdır.
* Mermer ocaklarında blok mermer çıkarılmasında veya diğer çalışmalarda dinamit ve barut gibi patlayıcılar kullanılması mermer damarlarında kılcal çatlak oluşmasına neden olmakta, bu da mermerin kalitesini düşürmektedir.
* Mermer çıkarılan sahalardaki orman örtüsü tahrip olmakta veya yakınındaki ormanlar bozulmaktadır. Bu alanların çevre düzenlemesi kapsamında ağaçlandırılması gerekir.
* İtalya dünya işlenmiş mermer ihracatında önemli bir paya sahip olduğu için talebi karşılamak için diğer üretici ülkelerden ham mermer alıp işleyerek dünya pazarına sunmaktadır. Aynı yöntemi Türkiye de uygulayabilir.
* Ülkemizde özellikle paleozoik yaşlı arazilerde zengin granit depoları bulunmaktadır. Bu alanlarda kurulacak işletmeler ile ülkemizin granit ihtiyacı karşılanacağı gibi fazlası
254 GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 23, Sayı 3 (2003) 243-256
da yurt dışına ihraç edilebilir. Hâlen ülkemizde özel sektör yurt dışına granit ihraç ederken, kamu sektörü de yurt dışından her ortalama 40 milyon dolarlık granit ithal etmektedir. Bu çelişki giderilmeli ve kamu kurumlarında ithal granit kullanımı önlenmelidir.
* İç Anadolu Bölgesi’nin doğu kesimleri ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde henüz istenilen düzeye ulaşamayan doğal taş sanayisinin, Mersin ve İskenderun gibi önemli ihracat limanlarına yakın olması ve Malatya, Kayseri, Gaziantep, Diyarbakır, Adana ve Mersin gibi büyük şehirlere ulaşım ve pazar bakımından yakınlık bu bölgelerde doğal taş, özellikle mermer sanayisinin gelişme göstermesi beklenmektedir. Nitekim son yıllarda Elazığ ve Diyarbakır gibi illerde bu doğrultuda atılımlar başlamıştır.
* İyi tanıtım ile Türkiye’den doğal taş almayan Uzak Doğu, Afrika ve Güney Amerika ülkelerine bağlantı kurularak ihracat artırılabilir.
* Doğu Avrupa ve Rusya’dan ayrılan yeni cumhuriyetlerde yeniden yapılandırma faaliyetlerine bağlı olarak inşaat faaliyetleri Batı Avrupa’ya göre daha canlıdır. Bu ülkelere yakın olmamız ve mermercilikte yaklaşık 2000 yıllık tecrübemiz ile söz konusu ülkelere ihracatımızı artırabiliriz. Aynı durum kültür ve tarih bağlarımız bulunan Kafkasya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri için de geçerlidir.
* Mermerlerimizi yurt dışına iyi tanıtabilmek ve dünya markası oluşturabilmek için, uluslar arası mermer ürünleri fuarları ve uluslar arası mermercilik sempozyumları düzenlenmelidir.
Sonuç itibarıyla Türkiye dünya doğal taş rezervlerinin %40’ına sahip olması, önemli pazarlara yakın olması ve üç kıtanın birbirine yakın olduğu bir alan üzerinde stratejik bir konumu olması nedeniyle yakın zamanda özellikle işlenmiş mermer ihracatında İtalya’dan sonra ikinci ülke hâline gelecektir. Hatta İtalya’yı geçebilecek potansiyele sahiptir. Bunun için kaliteli mermeri ucuza mal etme, zamanında teslimat, pazarlama ve tanıtıma büyük önem verilmelidir.
GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 23, Sayı 3 (2003) 243-256 255
Kaynaklar
Alpan, S. (1969). Türkiye’nin Yer Altı Serveti ve Potansiyeli. Maden Mühendisleri Odası 1. Türkiye Madencilik Bilimsel ve Teknik Kongresi No:2, Ankara.
Arıkan, M. (1968). Mermer ve Mermercilik. Ankara: Ankara Basım ve Ciltevi.
Atalay, İ. (1987). Türkiye Jeomorfolojisine Giriş. İzmir: Ege Üniversitesi Edebiyat Fak. Yay. No: 9.
Bacakoğlu, F., ve Buzlu, H.B. (1996). Türkiye Mermerleri. T.M.M.O.B. Jeoloji Mühendisleri Odası 49. Türkiye Jeoloji Kurultayı, 12-16 Şubat 1996, s.61, Ankara.
Bilgin, A.C. (1972). Türkiye'de ve Dünyada Madencilik. Ankara: Baylan Basım ve Cilt evi.
Çetin, T. (2003). Doğal Ortam-Ekonomik Faaliyet İlişkisine Bir Örnek:Kozak Yöresi(Bergama). Gazi Üniv. Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi. 23, (1), 23-46.
Dış Ticaret Müsteşarlığı. (2001). Türkiye Doğal Taş İhracat Miktarları. Ankara. DİE. (1998). 1997 Maden İstatistikleri. Ankara: D.İ.E. Matbaası.
DPT. (2000). Madencilik. Özel İhtisas Komisyonu Raporu. Ankara: DPT Yayın No: 2518, Ö.İ.K. Yay. No: 536.
Doğanay, H. (1998). Türkiye Ekonomik Coğrafyası (3. Baskı). Erzurum: Çizgi Kitabevi.
Doğanay, H. (2002). Ekonomik Coğrafya 1: Doğal Kaynaklar (4. Baskı). Erzurum: Aktif Yayınları.
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı (1993). Madenciliğin Ülke Ekonomisindeki Yeri ve Önemi. Türkiye 2. Madencilik Şurası Bildirileri. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yayınları. Ankara.
Erdoğan, M. ve Yüzer, E. (1995). Türkiye Blok Taş Üretimindeki Son Gelişmeler ve Sektörün Uluslar Arası Boyutu. Mermer Yapı ve Dekorasyon Dergisi, İstanbul Mermerciler Derneği, Ocak-Şubat Sayısı, İstanbul.
Erdoğan, M. (1996). Mermer Sektörümüz. Mermer 96 Paneli, 30 Mart 1996, İzmir. İ.G.E.M.E. (1969). Mermer İhracatının Geliştirilmesi Hakkında. Ankara: Rapor No:3.
İrkeç, T. (1997). Endüstriyel Ham Maddelerin Türkiye Madenciliği Açısından Önemi.
Türkiye Maden Kaynakları ve Sorunları Sempozyumu Bildiriler ve Paneller (28-30 Nisan 1997) Kitabı. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yayınları, Ankara.
Ketin, İ. (1984). Türkiye Jeolojisine Genel Bir Bakış. İstanbul: İst. Tek. Üniv. Vakfı Yay. No:32.
256 GÜ, Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, Cilt 23, Sayı 3 (2003) 243-256
MTA. (1994). Geology and Mineral Resources Of Turkey. Ankara: MTA Enst. Yayınları.
MTA. (1996). Türkiye Mermer Envanteri. Ankara: MTA Yayın No:134.
Ökten, M. (1994). Türkiye Mermer Potansiyeli ve İhracatı. Metal Maden. 4, (22), 57-58.
Önce, G. (1996) . Türkiye’de Endüstriyel Hammaddeler ve Mermer Potansiyeli; Mevcut Durum ve Geleceği. 21. Yüzyıla Girerken Türkiye Madenciliği, Bilimsel ve Teknik Toplantı 20-22 Haziran 1996, s.133-156, Sivas.
Soykan, F. ve Mutluer, M. (1996). Türkiye'de Madencilik ve Maden Yataklarının Coğrafi Dağılışı. Ege Ü. Edebiyat Fak. Ege Coğrafya Dergisi. 8, 37-57.
Türkmen, F. (1995). Türkiye’de Mermer. Mermer Dergisi. Haziran 1995 Sayısı, 75-77.
Ulutürk, Y. (1997). Türkiye'nin Metalik Maden Potansiyeli. Türkiye Maden Kaynakları ve Sorunları Sempozyumu Bildiriler ve Paneller (28-30 Nisan 1997) Kitabı. TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Yayınları, Ankara.
Ürgüp, M. N. (1993). Mermer İşletmeciliğinde Atıkların Uzaklaştırılması ve Değerlendirilmesi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Fırat Üniv. Fen Bil. Enstitüsü Elazığ.
Ürgüp, M. N., Başyiğit, C., Terzi, S. (2000). Türkiye’deki Mermer Sektörü, Sorunları ve Çözüm Önerileri. Süleyman Demirel Üniv. Fen Bil. Enstitüsü Dergisi. 4, (1), 170-180.
World Stone Report, 2001.
Yalçın, S. ve Uyanık, T. (2001). Dünya Mermer Ticaretinde Türkiye’nin Yeri. Türkiye III. Mermer Sempozyumu 3-5 Mayıs 2001, s.397-416, Afyon.
Yener, L. (2003). Mermer ve Doğal Taş Madenciliğimizin Gelişme Dinamikleri ve Perspektifleri. Maden Mühendisleri Odası (www.maden.org.tr). İzmir Mermer Fuarı, Söyleşi (04.04.2003). İzmir.
Mermer,Mermer Çeşitleri,Mermer Özellikleri bilgi ve tanıtım alanlarında faaliyet göstermektedir.
10 Aralık 2010 Cuma
Türkiye Mermer Potansiyeli, Üretimi ve İhracatı
Etiketler:
mermer ihracatı,
mermer potansiyeli,
mermer üretimi,
Türkiye
Marmara Adası ve Mermer
TARİHÇE
Adada ilk yerleşme, antik çağda Miletoslularca olmuş. Adada deniz kolonileri ile bağlanan yerleşim, 15.yy’dan itibaren de Türklerle devam etmekte. Ada halkının çoğunluğu oluşturan Rumlar, yüzyıllarca Türklerle yan yana yaşamışlar. Lozan Anlaşması Mübadele maddesi hükümlerince Rumlar, Yunanistan’a gitmek zorunda kalınca adaya özellikle Karadeniz Bölgesi’nden gelenler ile Girit Adası’ndan mübadele ile gelenler yerleştirilmiş.
Antik ismi Prokonnesos olan ada, Kyzikos ile birlikte Delos deniz birliğine bağlanmış. İlk çağlardan bu yana mermer yatakları nedeniyle ülkeyi imar etmek isteyen Roma ve Bizans İmparatorluğu’nun en ünlü komutanlarının ilgisini çekmiş. Osmanlı döneminde de yapılan cami ve sarayların mermerleri buradan sağlanmış.
Antik dönem ocaklarında yapılan arkeolojik çalışmalardan elde edilen verilere göre, Marmara Adası'na dışarıdan gelip yerleşen Sisam ve Miletoslular adada ilk yerleşimi kurmuşlardır. Miletos' an gelenler adanın kuzey doğusunda bulunan zengin mermer yataklarını keşfedip işlemeye başlamışlardır. M.Ö. 560-550 yıllarında yapılan Helenistik dönem tapınaklarının en büyüğü olan ünlü Artemis Tapınağı'nın sütunlarının bir kısmı Marmara mermerinden yapılmıştır.
ROMA DÖNEMİ
Miletos Roma Döneminde Marmara Adası mermer ocakları yoğun bir faaliyet göstermiştir. Bu dönemde mermer ocaklarında mimarlık ve heykeltıraşlık eserleri üretilerek Roma ticaret gemileriyle tüm Anadolu, Adriyatik, Akdeniz ve Karadeniz kıyılarına sevk edilmiştir. Marmara mermeri sadece bloklar halinde veya yarı işlenmiş olarak gönderilip, süsleme ve işleme ayrıntıları ulaştığı yerde yapılırdı.
BİZANS DÖNEMİ
Bizans döneminde kilise ve manastır mimarsinde kullanılan sütun ve sütun başlıkları çoğunlukla Marmara Mermerinden yapılmıştır. Ayasofya ve Aya İrini'de bu tip başlıklar bulunmaktadır. Bizans döneminde ocaklardan çıkarılan bloklar yarı işlenmiş ürün yerine tam işlenmiş mamule dönüşerek sevk edilmiştir. Marmara Adası'nda Bizans döneminde mermer işleme tekniğinin ne kadar geliştiğini gösteren en önemli bulgu Harmantaş mevkiinde bulunan, ağırlığı 180 tona yaklaşan 4,45 metre çapındaki sütundur. Getirilmek için yerinden oynatılırken çatladığı için sevkiyatı yapılmamıştır.
OSMANLI DÖNEMİ
Osmanlı dönemi mimarisinde taş işleme sanatı zirveye çıkmıştır. Bu dönemin mimari eserlerinden Süleymaniye Camii, Dolmabahçe Sarayı, Çırağan Sarayı ve bu eserler gibi birçok eserde dönemin mimarlarının öncelikli tercihi Marmara mermeri olmuştur. Mermeri; yapıtaşı, sütun, taşıyıcı eleman, duvar kaplaması, yer döşemesi ve süsleme malzemesi olarak kullanan mimarlar Marmara'nın mermerine ayrı bir önem vermiştir.
Adada ilk yerleşme, antik çağda Miletoslularca olmuş. Adada deniz kolonileri ile bağlanan yerleşim, 15.yy’dan itibaren de Türklerle devam etmekte. Ada halkının çoğunluğu oluşturan Rumlar, yüzyıllarca Türklerle yan yana yaşamışlar. Lozan Anlaşması Mübadele maddesi hükümlerince Rumlar, Yunanistan’a gitmek zorunda kalınca adaya özellikle Karadeniz Bölgesi’nden gelenler ile Girit Adası’ndan mübadele ile gelenler yerleştirilmiş.
Antik ismi Prokonnesos olan ada, Kyzikos ile birlikte Delos deniz birliğine bağlanmış. İlk çağlardan bu yana mermer yatakları nedeniyle ülkeyi imar etmek isteyen Roma ve Bizans İmparatorluğu’nun en ünlü komutanlarının ilgisini çekmiş. Osmanlı döneminde de yapılan cami ve sarayların mermerleri buradan sağlanmış.
Antik dönem ocaklarında yapılan arkeolojik çalışmalardan elde edilen verilere göre, Marmara Adası'na dışarıdan gelip yerleşen Sisam ve Miletoslular adada ilk yerleşimi kurmuşlardır. Miletos' an gelenler adanın kuzey doğusunda bulunan zengin mermer yataklarını keşfedip işlemeye başlamışlardır. M.Ö. 560-550 yıllarında yapılan Helenistik dönem tapınaklarının en büyüğü olan ünlü Artemis Tapınağı'nın sütunlarının bir kısmı Marmara mermerinden yapılmıştır.
ROMA DÖNEMİ
Miletos Roma Döneminde Marmara Adası mermer ocakları yoğun bir faaliyet göstermiştir. Bu dönemde mermer ocaklarında mimarlık ve heykeltıraşlık eserleri üretilerek Roma ticaret gemileriyle tüm Anadolu, Adriyatik, Akdeniz ve Karadeniz kıyılarına sevk edilmiştir. Marmara mermeri sadece bloklar halinde veya yarı işlenmiş olarak gönderilip, süsleme ve işleme ayrıntıları ulaştığı yerde yapılırdı.
BİZANS DÖNEMİ
Bizans döneminde kilise ve manastır mimarsinde kullanılan sütun ve sütun başlıkları çoğunlukla Marmara Mermerinden yapılmıştır. Ayasofya ve Aya İrini'de bu tip başlıklar bulunmaktadır. Bizans döneminde ocaklardan çıkarılan bloklar yarı işlenmiş ürün yerine tam işlenmiş mamule dönüşerek sevk edilmiştir. Marmara Adası'nda Bizans döneminde mermer işleme tekniğinin ne kadar geliştiğini gösteren en önemli bulgu Harmantaş mevkiinde bulunan, ağırlığı 180 tona yaklaşan 4,45 metre çapındaki sütundur. Getirilmek için yerinden oynatılırken çatladığı için sevkiyatı yapılmamıştır.
OSMANLI DÖNEMİ
Osmanlı dönemi mimarisinde taş işleme sanatı zirveye çıkmıştır. Bu dönemin mimari eserlerinden Süleymaniye Camii, Dolmabahçe Sarayı, Çırağan Sarayı ve bu eserler gibi birçok eserde dönemin mimarlarının öncelikli tercihi Marmara mermeri olmuştur. Mermeri; yapıtaşı, sütun, taşıyıcı eleman, duvar kaplaması, yer döşemesi ve süsleme malzemesi olarak kullanan mimarlar Marmara'nın mermerine ayrı bir önem vermiştir.
Etiketler:
marmara çizgili,
marmara line,
marmara marble,
Marmara Mermeri,
marmara white
Mermer Nedir, Nasıl Oluşur, Nerelerde Kullanılır ?
![]() |
MERMER NEDİR?
Genel anlamda mermerler; kalker (CaCO3) ve dolomitik kalkerlerin (CaMg(CO3)2) ısı ve basınç altında metamorfizmaya uğrayarak, tekrar kristalleşmesi sonucunda yeni bir yapı kazanmalarıyla meydana gelen taşlardır. Endüstriyel anlamda; kesilip parlatılabilen ve ticari değeri olan her türlü kayaç, mermer olarak adlandırılmaktadır. Petrografik olarak mermerler; masif, kabaca tekdüze irilikte (geçirdiği metamorfizma şekline göre) kalsit kristallerinin arasında boşluk bırakmaksızın dirildiği bir mozayiktir. Mermer kalker olarak anılan kireçtaşının metamorfizma geçirmesinden oluşmuş sert bir kayaçtır. Bu genel metamorfizma, oldukça derinlerde şiddetli basınç ve sıcaklığın etkisiyle olmaktadır. Mermerin esasını oluşturan kalker kalsit kristallerinden oluşmaktadır. Kalsit, kalsiyumlu taşların değişmelerinden, karstik bölgelerdeki çökeltilerden meydana gelir. Mermer bu kalsit kristallerinin sıkışması sonucu meydana gelir. Basınç ve sıcaklık altında kristaller arasındaki boşluklar ortadan kalktığından, kalkere göre daha sert bir yapıya sahip.
Kaç çeşit mermer vardır?
Genellikle bilinen mermer türleri klasik mermer, traverten, oniks ve granit. Bunlardan mermer, metamorfizma ile tam kristalleşmiş taşları içine alır. Renkleri genellikle beyaz ve açık gridir. Bileşimlerinde çok yabancı madde taşırlar. Oniks ve travertenlerin ise yapılarında yalnız CaCO3 vardır. Travertenler toplu iğne başından birkaç cm’ye varan boşluklar içerdiklerinden kolaylıkla işlenebilmekte ve iyi cila kabul etmektedirler. Granit magmatik kökenli bir mermerdir. Bu türe başka örnek olarak andezit, dasit, syenit, bazalt, diabaz, gabro, serpantin verilebilir.
Doğal taş ve mermer sektörü açısından Türkiye’de ve dünyadaki mevcut durum nedir?
Dünyanın en zengin doğal taş oluşumlarının bulunduğu Alp kuşağında yer alan Türkiye, çok çeşitli ve büyük miktarda mermer rezervine sahip. Türkiye, bu kaynaklara ek olarak gelişmekte olan sanayii ve üretimde kullandığı teknoloji ile dünyanın en önemli doğal taş üreticileri arasında yer almakta. Bu önemli rezervler Anadolu ve Trakya boyunca geniş bir bölgeye yayılmış durumda. Afyon, Bilecik, Balıkesir, Denizli, Muğla, Amasya, Elazığ ve Diyarbakır rezervlerin yoğunlaştığı iller.
Türkiye’nin doğal taş ve mermer üretimi son yıllarda büyük bir artış gösterdi. Özellikle son dönemde büyük firmaların yapmış oldukları yatırımlarla birlikte entegre üretim yapan tesislerin de devreye girmesiyle işlenmiş mermer üretiminde büyük artış kaydedildi. Uygulanmaya başlanan modern ocak üretim yöntemleri ve son teknikler sayesinde Türkiye, dünya doğal taş üretiminde lider yedi büyük üretici ülkeden biri konumuna geldi.
Üretimin tamamına yakın kısmı özel sektör tarafından gerçekleştirilen mermer madenciliğinde yıllık blok üretimi 3,000,000 ton civarında; işleme tesislerinin toplam plaka üretim kapasiteleri ise yaklaşık 13 milyon m2.
Dünya mermer rezervi bakımından önemli bir yeri olan Türkiye, 400’e varan renk ve doku kalitesine sahip mermer çeşitleri ile pazar şansı çok yüksek bir ülke.
Doğal taşların, yapı ve dekorasyon malzemesi olarak kullanılmaya başlanması, dünya doğal taş üretiminin de artmasına neden oldu. Özellikle son on yılda görülen artış, kazanım ve işleme teknolojisindeki gelişmelere paralellik gösteriyor. Giderek daha mükemmel hale getirilen işleme teknikleri ile taş, daha kolay ve ekonomik olarak istenen şekilde işleniyor ve birçok yeni kullanım alanı buluyor.
Doğal taştan yapılan malzemelerin mimar ve dekoratörler tarafından daha fazla tercih edilmesi dünyadaki tüketici sayısının da artmasına neden oluyor. Bunun yanı sıra piyasa fiyatlarının önemli ölçüde düşmesi, ekolojik ve estetik görünümlü malzemelere olan ilginin artması tüketimin artmasına yardımcı olan faktörler. Uzmanlar gelecek yıllarda bu gelişimin süreceği tahmininde bulunuyorlar. Günümüzde yedi önemli doğal taş üreticisi ülke, dünya üretiminin yüzde 70’ini gerçekleştiriyor (Çizelge 1).
Türkiye’nin mermer potansiyeli (görünür, mümkün ve muhtemel rezervler) nedir ?
Türkiye’de çeşitli renk ve desenlerde olmak üzere mermer olarak değerlendirilebilecek niteliklerde kristalin kalker (mermer), kalker, traverten, traverten oluşumlu kalker (oniks mermeri), konglomera, breş ve magmatik kökenli kayaçlar (granit, syenit, diyabaz, diyorit, serpentin vs.) bulunmakta. Bunlar, genellikle dünya pazarlarında üstün kaliteleriyle beğeni kazanabilecek mermer tiplerini oluşturuyorlar. Mermer açısından bu zenginlik Türkiye’nin jeolojik yapısında yer alan eski kristalin masiflerin varlığı ile açıklanabilir. Bugün bilinen ve işletilen başlıca mermer sahaları Batı Anadolu Bölgesinde geniş alanlar kaplayan ve esas litolojik birliğini kristalin metamorfik şistler, gnayslar, ve mermerleri oluşturan Menderes Kristalin Masifinde İzmir, Tire, Torbalı, Selçuk civarındaki mermer sahaları, Afyon, İncehisar, Eskişehir, Uşak mermer sahaları, Muğla ilinde Milas,Yatağan, Kavaklıdere çevresindeki mermer sahalarıdır.
Ülkemizde mermer, tarih boyunca değişik uygarlıklar tarafından dayanıklılığı ve estetik görünümü nedeni ile özellikle anıtlarda, görkemli yapı malzemesi olarak kullanılmış; ancak günümüzde genellikle zemin döşeme (% 36), iç (% 14) ve dış cephe kaplama (% 10) malzemesi olarak inşaat sektöründe, mezarcılıkta (% 11) ve süs eşyası (% 8) yapımında kullanılmaktadır.
Dünyadaki mermer rezervlerinin yüzde 40’ının ülkemizde olduğu tahmin edilmektedir. Bu mermer rezervine traverten, magmatik orjinli kayaçlar ve mermer olarak kullanılabilecek niteliklerde diğer kayaçlar da dahildir. Mümkün rezerv miktarı daha çok Türkiye jeoloji harita çalışmalarındaki mermer oluşumlarının tespitine de dayanmakta (Çizelge 2).
Mermer rezervi bakımından en önemli 5 ilimiz sırasıyla;
Balıkesir ili: 1.850 Milyon m3 (% 35,8)
Denizli ili: 652 Milyon m3 (% 12,6)
Afyon ili: 629 Miyon m3 (% 12,2)
Tokat ili: 410 Milyon m3 (% 7,9)
Çanakkale ili: 252 Milyon m3 (% 4,9)
Toplam rezervin yüzde 73,4’ü bu illerimizden karşılanıyor.
Mevcut durumun iyileştirilmesi ve ürün kalitesinin kontrolü - Mermercilik Sürekli Gelişme Modeli
Diğer tüm sektörlerde olduğu gibi mermercilik sektöründe de müşteriye kaliteli ve ucuz ürün sunmak en önemli amaç olarak ortaya çıkıyor. Ülkemiz mermercilik sektörünün başarılı bir konuma gelebilmesi için ürün kalitesini kontrol eden bir modele gerek var. Bu modeli "Mermercilik Sürekli Gelişme Modeli" olarak tanımlayabiliriz. Rezerv bakımından dünyada birinci olan ülkemizin vizyonu eğer içinde bulunduğu basit sorunları aşıp teknolojiye ayak uydurabilirse, dünyada İtalya’nın bugün bulunduğu konuma gelebilir. Bu vizyona ulaşmak için ortaya konan hedefler ise gerek ocak işletmeciliğinde gerek mermer makineleri sanayiinde ileri teknolojilerin kullanılması ve maliyetlerin minimuma indirilmesi, mevcut sorunların aşılıp bir birlik içinde hareket edilmesi, eğitimin artırılması ve çevreye uyum. Bu modelin oluşumuna katkıda bulunan paydaşları olacaktır. Bu paydaşlar ocaklar, fabrikalar, atölyeler, mevcut organizasyonlar ve müşteriler. Sürekli model içindeki bu paydaşları ve içinde bulundukları sorunları şöyle özetlemeye çalışabliriz:
Ocak Üretimi:
Kalitenin ilk aşamada etkilendiği ve belki de maliyetin azaltılabileceği en önemli paydaş mermer ocak işletmeciliği. Her şeyden önce mermer üretimine geçmeden ocağın rantabilite, renk ve kalite açılarından detaylıca inceletilmesi ve işletmeye daha sonra başlanması gerekli. Aksi takdirde daha sonra zararlar büyümekte ve ocak kapanmakta. Ülke genelinde 500’den fazla ocak halen üretim yapıyor. Sektörün ocak ve fabrikalarında yaklaşık 55,000-60,000 kişiye istihdam sağlandığı bilinmekte. Bor madenciliğinde bu sayı 2,200 kadar. Bu rakam mermercilik sektörünün ne kadar istihdam sağlayan bir sektör olduğunun bir göstergesi. Mevcut mermer ocaklarının kalifiye işçi ve makine bakımından yetersiz olmaları nedeniyle 60-70 kişi kapasite ile çalışabildikleri tahmin edilmekte. Ayrıca, ocak işletmeleri açık işletme koşullarında mevsimlik çalışma yapmakta, tam yıl çalışacak kalifiye ocak işçisi bulunmadığından kapasite kullanım oranı düşmekte.
Mermer işletmeciliğinde kullanılan işletme yöntemleri şu şekilde özetlenebilir:
1 )İlkel Yöntemler
A) Oluk-Kanal Açma Yöntemi
B) Delik Delme (Üçlü Kama)
C) Modern Üçlü Kama
D) Patlayıcı Kullanma
2) Mekanik Yöntemler
A) Helezon Tel Kesme Yöntemi
B) Elmas Tel Kesme Yöntemi.
Ülkemizde önceleri ilkel yöntemler kullanılırken, günümüzde İtalya’da kullanılan elmas tel kesme yöntemi yaygınlaştı. Bu sevindirici bir durum. Patlayıcı madde kullanımı kaliteyi bozduğu için mermer işletmeciliğinde istenmeyen bir yöntem. Daha yeni bir teknoloji, örneğin laser gibi, tanıtılmadıkça elmas tel kesme yöntemi ülkemizde kullanılabilecek en uygun teknoloji olacak.
Ancak ocak işletmeciliğinin yeni teknolojileri uygulayabilmeleri için aşmaları gereken bazı sorunları var. Bu sorunları şu şekilde özetleyebiliriz.
• Mermercilik sektörünün ileri teknolojilerle rekabet edebilmeleri için düşük faizli Eximbak kredilerine ihtiyaç var. Madencilik sektöründeki vergi oranlarının diğer sektörlere göre yüzde 15 oranında yüksek olması ve bunun yanı sıra ek bedel ödemelerinin olması dolayısıyla mermercilikte sıkıntı çekiliyor. Alınan ekonomik önlemler dolayısıyla kapatılan madencilik fonunun yerini alabilecek ve özellikle bu sektörü destekleyen bir finans kuruluşu veya yöresel ürün borsalarına gerek duyuluyor.
• Ülkemizde serbest piyasa ekonomisi dolayısıyla bir fiyat birliğine varılamaması, yapılan maliyet hesaplamalarını etkiliyor ve gelişmekte olan mermercilik sektöründeki üreticilerin problem yaşamalarına yol açıyor. Döviz kurlarında meydana gelen hızlı düşüşlerden dolayı kur farkından meydana gelen kayıplar da sektörü olumsuz etkiliyor.
• Özellikle mermer üreticilerinin yol ve enerji altyapı problemlerinin çözülmesi gerekli. Enerji yoğun bir sektör olan mermercilik sektörüne ucuz elektrik sağlanabilmesi çok önemli. Ayrıca mazot ve benzin maliyetlerinin de yüksek olması rekabet şansını iyice düşürmekte.
• Ocak işletmeciliğinde karşılaşılan en önemli sorunlardan birisi de istenilen renk birliğini işletme esnasında sağlayamamak. Ocağın baştan iyi tanınmaması ve alınan siparişlerin ocaktaki renk çeşidine göre verilmemesi daha sonra büyük problemlere neden olmakta. Bu nedenle sahanın envanterinin çok iyi yapılması gerekiyor. Mermer işletmeciliğini diğerlerinden ayıran en önemli fark bu.
Fabrikalar:
Fabrikalar, mermerlerin işlendiği yerler. Sadece blok mermer ile çalışır ve seri üretim yaparlar. Fabrikalar bazen ocak ile beraber entegre bir tesis olarak çalışabilirler. Fabrikalarda blok bir yerden girer ve paket olarak çıkar. Fabrikalar küçük boyutlu mermer işleme işi almazlar ve genellikle ihracata yönelik çalışırlar. Mermer makine sanayiinin gelişmesi ile birlikte ülkemizde fabrika sayılarında artış oldu. Bu fabrikalar sayesinde ülkemiz dışarıdan blok ithal edip işler duruma geldi. Fabrika sayımız 800’ün üzerinde. Bu sayının artması işlenmiş blok ihracatımızda da artışa neden olacak.
Bu aşamada mermer makine sanayiinden de söz etmek gerekebilir. Bu sektördeki gelişmeler genellikle işlenmiş mermere olan taleple orantılı. Fabrikalar açısından ise en önemli sorun ucuz kredi ve maliyetlerin düşürülmesi için ucuz enerji kullanımına olanak sağlanması konularında düğümleniyor. Ayrıca ihracat yapılan limanlardaki hizmetlerde farklı fiyat uygulanması ve fuar teşviklerinden yararlanma sürelerinin uzun olması da işlenmiş ürün yapan ve bunları ihraç eden işletmeler açısından güçlüklere yol açıyor.
Atölyeler:
Atölyeler genellikle plaka alıp bunları işleyerek boyutlandırır ve paketlerler. Sadece ufak boyutlu işler alırlar ve büyük ölçüde iç piyasaya çalışırlar. Makine olarak kesme, boyutlama ve bazen paketleme makineleri kullanırlar. Ülkemizde 1000’e yakın atölye olduğu varsayılmaktadır. Sorunları sektördeki diğer işletmelerle genellikle aynıdır.
Doğal taş sektöründe faaliyet gösteren firmaların ihracatlarını artırarak, pazarlarını genişletebilmeleri için aşmaları gereken birçok sorun var. Bunların başında taşımacılıkta karşılaşılan sorunlar geliyor. Bunlar ;
• Blok mermer ihracatı sırasında özellikle konteynıra yükleme yapılması aşamasında, limandaki forklift, vinç ve yüklemede kullanılacak diğer araçların yetersiz olması zaman kaybına neden oluyor.
• Yurtiçi ve yurtdışı taşımacılık ücretlerinin yüksek olması Hindistan ve İran gibi ülkelerle rekabet şansını azaltıyor ve Ortadoğu pazarını etkiliyor.
• Ülkemizde paketleme konusunda bir standardizasyona gidilmemiş olmasından dolayı özellikle ebatlı malzemeler, yükleme veya sevk esnasında zarar görebiliyor.
Buna ek olarak sektörün pazarlama ile ilgili sorunları da var. Bu sorunlar;
• Mermer sektöründe pazarlama aşamasında bir isim birliği yok. Ülkemizde çok çeşitli renk ve desende doğaltaş işleniyor. Ancak bazen aynı ocaktan çıkan taşlar bile farklı isimler alabiliyor. Bu da müşterilerin mermerleri tanımasında ve dışarıda marka olmasında güçlük yaratıyor.
• Yapılan bağlantılarda müşterinin istediği teslimat süresine uyulmaması sorunlara yol açıyor.
• Mermer işletmeleri arasında bir fiyat birliğinin olmaması ve piyasa araştırması yapılmadan teklif verip yüksek oranda iskontolara gidilmesi piyasadaki fiyat dengelerini bozuyor.
• Yurt dışındaki müşteriler genellikle kendi ülkelerinde şubesi bulunan firmaları tercih ediyorlar.
• Özellikle Uzakdoğu ülkelerinin blok mermer ithalatlarında ton, ebat ve mermer cinsi gibi bilgi notlarında bir takım kısıtlamalar getirilmesi sıkıntı yaratıyor. Türkiye için hedef pazar konumuna gelmekte olan Çin Halk Cumhuriyeti, Singapur ve Kore gibi ülkelerle ikili görüşmelerin yoğunlaştırılması ve gerekli düzenlemelerin yapılması bu çerçevede faydalı olabilir.
Müşterilerle ilgili ürün kalitesine ilişkin ölçümler ulusal ve uluslararası fuarlarda kolaylıkla yapılabilir. Ülkemizdeki mermercilikle ilgili ocak, fabrikalar ve atölyeler ise bu ölçme ve değerlendirme sonuçlarına göre kendi sorunlarını değerlendirip döngülerini kapatabiliriler.
Mermercilik ile ilgili Organizasyonlar:
Ülkemizde mermercilik faaliyetlerini tanıtım, destekleme, ilerletme, kalitesini kontrol etme ve bunları bir bütünlük içinde sürdürmeyi amaçlayan dernek, oda ve birliklerin özellikle Mermercilik Sürekli Gelişme Modeli etrafında yeniden biçimlenmesinde büyük yarar olabilir. Bu kurumların daha da aktif hale getirilmeleriyle sektör gücünü daha iyi anlayacaktır. Özellikle Mermercilik Sürekli Gelişme Modeli diye tanımladığımız ürün kalitesini artırma sürecinde yukarıda anlatılan paydaşların kendi iç sorunları ile ilgili döngülerini kapatmadaki başarılarını sınayan ve onlara yol gösteren bağımsız kuruluşlara çok ihtiyaç olacaktır. Elde edilen başarıların ölçüsü mutlaka müşterilerin tatmininde kendini gösterecektir. Bu kurumların aynı zamanda yurtiçi ve yurtdışı fuarlarına katılımı daha da artıracak şekilde hareket etmeleri sektöre büyük bir ivme verecektir.
Öte yandan kalitenin artırılmasındaki hedeflerden biri de eğitim olduğuna göre gerek kalifye eleman yetiştirmek gereksede iş olanaklarını artırmak için üniversitelerimiz ve rezerv yönünden zengin bazı şehirlerimizde mermercilik eğitim programları yer almalı ve son yıllarda açılan mermer yüksekokullarına yenileri eklenmelidir. Bu konuda İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümünde Maden Teknolojisi dersi üç yıldır verilmektedir.
Herşeyde olduğu gibi kalite derken çevre unutulmamalıdır. Orman, Çevre ve Turizm bakanlıkları ile ilgili çevresel etki değerlendirmeden kaynaklanan sıkıntılar ortak bir şekilde mermer madenciliğine engel olmayacak şekilde çözülmelidir.
Sonuç olarak :
Ülkemiz zengin maden ve mermer yataklarına sahip olmasına karşın uluslararası piyasada istediği yere gelememiştir. Doğal taşlar ihracatı maden ihracat grubunda miktar olarak yüzde 17, değer olarak yüzde 37’lik bir paya sahiptir. Rezerv bakımından ise ülkemiz dünyada birinci durumdadır. Kalitesini artırıp istediği hedeflere ulaşabilirse, bugün İtalya’nın sahip olduğu konuma rahatlıkla gelebilir. Bu nedenle aslında bir kalite kontrol modeli olan Mermercilik Sürekli Gelişme Modeli diye tanımlanan modelin uygulanması bu hedef doğrultusunda büyük yarar sağlayabilir. İçindeki paydaşların her biri kendi sorunlarını çözüp döngülerini kapatmalıdırlar. Elbette devlet de bu paydaşlardan biridir ve özellikle taşımacılık, pazarlama, ucuz kredi imkânları ve enerji gibi konularda diğer paydaşların döngülerini kapamasına yardımcı olmalıdır. Aksi takdirde model çalışamaz duruma gelir. Sonuçta bütün bunları denetleyen, sektörün birlik ve odalarının yanı sıra onlara yardımcı olarak işlev görecek bağımsız organizasyonların oluşturulması da süreci hızlandıracaktır. Bu organizasyonlar aynı zamanda sektörün birlikte hareket etmesini sağlayacak ve onlara yol gösterecektir. Doğal taş sektörü bugün, madencilik sektörü içinde en hızlı gelişen sektör konumunda. İhracat kalemleri içinde de ülkemizin lokomotif sektörlerinden biri olma yolunda hızla ilerliyor.
Prof. Dr. Erkin NASUF
İTÜ Maden Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü
Etiketler:
Afyon Mermeri,
Bej Mermer,
Bilecik Mermeri,
Bursa Mermeri,
CremaNuova,
Emperador,
Marmara Mermeri,
Mermer Nedir,
Muğla Mermeri
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

